Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Klinik Okumalar
    • İlişkisel Dinamikler
    • Bedensel Bellek
    • Jungiyen Okumalar
  • Podcast
  • İletişim

Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Klinik Okumalar
    • İlişkisel Dinamikler
    • Bedensel Bellek
    • Jungiyen Okumalar
  • Podcast
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Klinik Okumalar
    • İlişkisel Dinamikler
    • Bedensel Bellek
    • Jungiyen Okumalar
  • Podcast
  • İletişim
featured_image

Kırılgan Narsist Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve İlişkilerde Etkileri

15 Aralık 2024 Yazar: Tuğçe Turanlar İlişkisel Dinamikler 0 Yorum

Kırılgan narsisizm, kişinin kendilik değerini başkalarının onayına bağladığı, reddedilme korkusu ve utanç duygusuyla öne çıkan bir narsistik özellik türüdür. Büyüklenmeci narsisizm kibir ve üstünlükle öne çıkarken, kırılgan narsisizm savunmacı bir kabuğun altında kırılgan bir özsaygıyı barındırır.

Bu yapı genellikle erken dönem ebeveyn ilişkilerinde yaşanan reddedilme ve değersizleştirilme deneyimlerinin bilinçdışı izleri üzerine kuruludur.


Kırılgan Narsisizmin Belirtileri Nelerdir?

Eleştiriye Aşırı Duyarlılık

Kırılgan narsisizme sahip kişiler, yapıcı bir eleştiriyi bile kişisel bir saldırı gibi algılayabilir. Örneğin, işyerinde yöneticisinin “Bu raporu biraz daha kısa tut” demesi günlerce süren utanç ve öfke duygularını tetikleyebilir. Sosyal çevrede yapılan ufak bir şaka bile “benimle alay ediyorlar” şeklinde yorumlanabilir. Bu aşırı hassasiyet, kişinin hem kendisiyle hem de çevresiyle ilişkilerini zora sokar.

Kırılgan Özgüven

Özgüvenleri dışarıdan gelen onaya bağımlıdır. Partnerinin ilgisinin azalması, hemen terk edileceği kaygısını uyandırabilir. Sosyal medyada paylaştıkları bir fotoğrafın beklenen kadar beğeni almaması bile “yeterince değerli değilim” düşüncesini tetikleyebilir. Psikodinamik açıdan bu, çocuklukta içselleştirilen eleştirel ebeveyn sesinin günümüzde hâlâ etkin olduğuna işaret eder.

Sosyal Çekilme

Reddedilme korkusu, bu kişileri çoğu zaman sosyal ortamlardan uzak tutar. Örneğin, bir davete çağrıldıklarında “nasıl olsa kimse benimle ilgilenmeyecek” diye düşünerek gitmek istemeyebilirler. Yakın dostluk kurmak onlar için zordur; çünkü samimiyet arttıkça incinme ihtimali de artar. Bu nedenle çoğu zaman mesafeli ve kontrollü bir duruş sergilerler.

Duygu Düzenleme Güçlüğü

Kırılgan narsisizmin bir diğer özelliği yoğun duyguları yönetememektir. Önemsiz bir yanlış anlaşılma, öfke patlamasına dönüşebilir. Diğer yandan, doğrudan öfkesini ifade edemeyen kişi günlerce süren sessiz küslük yaşayabilir. Bu iniş çıkışlar, hem bireyin kendi iç dünyasında istikrarsızlık yaratır hem de ilişkilerinde güvensizlik oluşturur.


Kırılgan Narsisizm Nedenleri

Erken Çocukluk Deneyimleri

Çocuklukta sürekli eleştirilen ya da görmezden gelinen bir çocuk, zamanla kendi değerini sorgulamaya başlar. “Asla yeterli değilim” duygusu, yetişkinlikte eleştiriye karşı aşırı duyarlılığa dönüşür. Psikodinamik açıdan bu, ebeveynin sesinin içselleştirilip kişinin kendi iç sesi haline gelmesiyle açıklanır. Bugün işyerinde alınan bir geri bildirim aslında yıllar önceki “yetersizsin” mesajının yankısıdır.

Bağlanma Sorunları

Kaygılı bağlanan bireyler, sevilmeyi sürekli kaybetme korkusuyla yaşar. Partnerinin ilgisi azaldığında hemen terk edileceğini düşünür. Kaçıngan bağlanan bireyler ise kırılmamak için mesafe koyar. Bu iki uç davranış da kırılgan narsisizmin temel taşlarını oluşturur. Çocuklukta ebeveynin bazen yakın, bazen mesafeli oluşu, yetişkinlikte “yaklaş ama incitme” ikilemine yol açar.

Travmatik Yaşantılar

Küçük düşürülme, ihanet ya da dışlanma gibi travmalar, kişinin benlik algısında derin yarıklar açar. Örneğin, okulda sınıf arkadaşlarının alay ettiği bir çocuk, yetişkinlikte en küçük mizahı bile “aşağılanma” gibi hissedebilir. Bu deneyimler bilinçdışında “her an yeniden incinebilirim” beklentisi yaratır.

Toplumsal Etkiler

Günümüz toplumunda başarı, güç ve dış görünüş aşırı derecede yüceltilir. Bu atmosferde kırılgan özsaygı daha da kırılgan hale gelir. Sosyal medyada beğeni almak kısa süreli rahatlama sağlarken, beklenenden az ilgi görmek derin bir boşluk duygusu doğurur. Kişi, değeri sürekli dışsal onayla ölçtüğü için içsel istikrar sağlayamaz.


İlişkilerdeki Yansımaları

Kırılgan narsisizm, özellikle yakın ilişkilerde kendini çok belirgin biçimde gösterir. Çünkü kişinin en derin hassasiyetleri, en çok yakın bağlarda tetiklenir.

Yakınlaşma–Uzaklaşma Döngüsü

Kırılgan narsisizme sahip kişiler bir yandan yoğun biçimde sevilmek ve kabul görmek ister, diğer yandan reddedilmekten o kadar korkarlar ki kendilerini geri çekerler. Örneğin, partneriyle çok yakın hissettiği bir anda, “ya terk edilirse” kaygısıyla aniden soğuklaşabilir. Bu iniş çıkışlar, karşı tarafta kafa karışıklığı ve güvensizlik yaratır.

Aktarım Örüntüleri

Geçmişte eleştiren ya da mesafeli davranan ebeveyn figürü, yetişkinlikte partnerin yerine konulabilir. Partnerin basit bir yorumu “yetersizsin” mesajı gibi algılanır. Bu durumda kişi yoğun öfke ya da kırgınlık patlamaları yaşayabilir. Psikoterapi sürecinde de bu aktarım tekrar yaşanır; terapist bilinçdışı düzeyde reddedici figürün yerine konulabilir.

Pasif-Agresif Tepkiler

Kırılgan narsisizmde öfke doğrudan ifade edilmekte zorlanılır. Bunun yerine küsme, geri çekilme ya da sessizlik gibi pasif-agresif tutumlar ortaya çıkar. Örneğin, partnerinin davranışına kırılan kişi günlerce konuşmayı kesebilir. Dışarıdan bu davranış soğukluk gibi görünse de aslında altında “beni yeterince sevmiyorsun” kaygısı vardır.

İlişkisel Tekrarlar

Bu döngüler, çocuklukta yaşanan ilişkilerin bugünkü tekrarlarıdır. Küçükken reddedilen bir çocuk, yetişkinlikte partnerinden de aynı reddedilmeyi bekler. Bu bilinçdışı tekrar, ilişkinin sağlıklı gelişmesini zorlaştırır.

Kırılgan Narsisizm Büyüklenmeci Narsisizm
Yakınlık ister ama reddedilme korkusuyla geri çekilir Yakınlık yüzeysel, kontrol odaklı
Partnerin ilgisindeki küçük azalmayı “terk ediliyorum” gibi yorumlar Partnerin duygularına duyarsız olabilir
Pasif-agresif tepkiler: küsme, sessizlik Açık öfke, küçümseme, suçlama
Utanç ve kırgınlık duyguları baskın Öfke ve üstünlük duygusu baskın
Yakınlaşma–uzaklaşma döngüsü Kontrol–değersizleştirme döngüsü

Araştırmalar Ne Söylüyor?

Psikoloji literatüründe kırılgan narsisizmin öne çıkan yönlerinden biri utanç duyarlılığıdır. Dışarıdan gelen ufak bir eleştiri, kişide “yetersizim” ya da “değersizim” inancını hızla harekete geçirebilir. Bu durum, benlik saygısının dış onaya ne kadar bağımlı olduğunu açıkça gösterir.

Bir diğer bulgu, kırılgan narsisizme sahip bireylerin empati kurmakta zorlanmalarıdır. Özellikle duygusal empati, yani karşısındaki kişinin hislerini gerçekten hissetme konusunda güçlük yaşayabilirler. Örneğin, partneri üzgün olduğunda bunu geç fark edebilir veya yanlış yorumlayabilir; bu da ilişkide uzaklaşmaya yol açar.

Klinik gözlemler ayrıca bu kişilerin iç dünyalarında dalgalanmalar yaşadığını ortaya koyuyor. Gün içinde kendini bir an “herkesten üstün” hisseden kişi, kısa süre sonra derin bir değersizlik duygusuna kapılabilir. Bu iniş çıkış, kırılgan narsisizmin en ayırt edici özelliklerinden biridir.

Son olarak, çeşitli araştırmalarda kırılgan narsisizmin ilişki doyumunu düşürdüğü ve yalnızlık riskini artırdığı belirtiliyor. Kişi, yoğun bağ kurma isteğiyle hareket etse de reddedilme korkusu ve hassasiyetleri nedeniyle ilişkilerini sabote edebiliyor.


Terapi Sürecinde Kırılgan Narsisizm

Kırılgan narsisizm, terapi odasında kendine özgü zorluklar ve aynı zamanda önemli fırsatlar barındırır. Kişinin yoğun utanç, değersizlik ve reddedilme korkusu, terapi ilişkisine de taşınır. Bu nedenle terapi sürecinde güvenli bir bağ kurmak çok kritik bir rol oynar.

Psikodinamik Terapi

Geçmiş deneyimlerin bugüne nasıl yansıdığını anlamaya odaklanır. Danışan çoğu zaman terapisti eleştirel ya da reddedici bir figür gibi algılayabilir. Bu aktarımı fark etmek, kişinin ilişkilerinde tekrar eden döngüleri görünür kılar. Terapistin danışanda uyanan duyguları (karşı-aktarım) da kırılgan tarafların anlaşılması açısından yol göstericidir. Bu süreçte amaç, kişinin utanç ve değersizlik duygularını kökeniyle birlikte ele alarak daha sağlam bir benlik inşa etmesini desteklemektir.

Şema Terapisi

Kırılgan narsisizmde sık görülen “kusurluluk”, “onay arayışı” ve “terk edilme” şemalarıyla çalışır. Bu şemaların kökeni çocuklukta oluşur ve yetişkinlikte ilişkilerde tekrar eder. Terapist, bu şemaların tetiklendiği anlarda danışana hem farkındalık kazandırır hem de daha sağlıklı başa çıkma yolları geliştirmesine yardımcı olur.

Farkındalık Temelli Yaklaşımlar

Yoğun utanç, öfke ve kıskançlık gibi duygular aniden yükselebilir. Farkındalık çalışmaları, kişinin bu duyguları bastırmak ya da taşırmak yerine gözlemlemesine ve daha dengeli bir şekilde yönetmesine yardımcı olur. Bu da kırılgan benliğin giderek daha istikrarlı hale gelmesini sağlar.

Aktarım Odaklı Yaklaşımlar

Narsisizm için geliştirilmiş özel bir yöntemdir. Terapi ilişkisi içinde ortaya çıkan öfke, savunma ve kırılganlık doğrudan ele alınır. Böylece danışan, geçmişten gelen ilişkisel tekrarları “şimdi ve burada” deneyimleyerek üzerinde çalışabilir.


Kırılgan narsisizm, kişinin iç dünyasında taşıdığı utanç, değersizlik ve reddedilme korkusunun farklı biçimlerde dışa vurumudur. Savunmacı bir kabuğun ardında, onaya bağımlı ve incinmeye açık bir benlik bulunur. Çoğu zaman çocuklukta yaşanan eleştiri, ihmal ya da reddedilme deneyimlerinin izleri, yetişkinlikte tekrar eden ilişkisel döngüler olarak karşımıza çıkar.

Bu tablo hem kişinin kendi yaşam kalitesini hem de ilişkilerini zorlayıcı hale getirir. İşyerinde alınan küçük bir geri bildirimin günlerce süren bir kırgınlığa dönüşmesi, partnerin ilgisindeki küçük bir değişikliğin “terk edilme” kaygısını tetiklemesi bunun en tipik örneklerindendir.

Ancak kırılgan narsisizm değiştirilemez bir kader değildir. Terapi süreci, bu döngülerin fark edilmesine ve yeni yolların keşfedilmesine olanak tanır. Geçmişte yaşanan reddedilme deneyimlerinin bugünkü yansımaları çalışıldığında, kişi hem kendisine karşı daha şefkatli olabilir hem de ilişkilerinde daha sağlıklı bağlar kurabilir.

Kırılgan narsisizmi anlamak, yalnızca psikolojik bir kavramı öğrenmek değildir. Aynı zamanda günlük yaşamda sıkça karşılaştığımız incinmelerin, kırgınlıkların ve hassasiyetlerin kökenine ışık tutar. Bu anlayış, hem bireysel farkındalığı hem de toplumsal düzeyde empatiyi artıran önemli bir adımdır.

Kırılgan Narsisizme Ne Kadar Yakınsınız?

Aşağıdaki ifadeleri okuyun ve kendinize “bu durumu sık sık yaşıyorum” diyorsanız not edin:

Ufak bir eleştiri bile bende yoğun bir kırgınlık veya utanç duygusu yaratıyor.

Sosyal medyada aldığım beğeni ya da yorumlar, kendimi değerli hissedip hissetmediğimi etkiliyor.

Yakın ilişki kurmak istiyorum ama partnerime çok yaklaşınca “ya reddedilirsem” diye kaygılanıyorum.

Bir arkadaşımın ya da partnerimin küçük bir ilgisizliğini “beni terk edecek” şeklinde yorumladığım oluyor.

Öfkelendiğimde çoğu zaman doğrudan ifade edemiyor, küsme ya da geri çekilme yolunu seçiyorum.

Bazen üstün olduğumu kanıtlama ihtiyacı hissediyor, başkalarıyla kendimi kıyaslıyorum.

Eleştirilmemek için hatalarımı kabul etmekte zorlanıyor, savunmaya geçebiliyorum.

Değerlendirme

3 ve üzeri madde size tanıdık geldiyse, kırılgan ya da narsistik eğilimler sizde de olabilir.

Bu bir tanı testi değildir; yalnızca farkındalık kazandırmak amacıyla hazırlanmıştır.

Kendinizde bu örüntüleri sık gözlemliyorsanız, bir uzmandan destek almak yararlı olabilir.


Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar, psikodinamik yönelim ağırlıklı çalışmaktadır. Travmalarla çalışırken EMDR yöntemini kullanmakta, ilişkilerde ise Gottman Çift Terapisi yaklaşımından yararlanmaktadır. Özellikle narsisizm, bağlanma sorunları ve ilişkisel dinamikler üzerine yoğunlaşır. Yazılarında hem klinik deneyimlerinden hem de bilimsel araştırmalardan beslenerek psikolojik kavramları herkesin anlayabileceği bir dille aktarmayı amaçlar.


Türkçe Kitap Önerileri

Alice Miller – Yetenekli Çocuğun Dramı 
→ Çocuklukta yaşanan reddedilme ve değersizleştirilme deneyimlerinin yetişkinlikteki kırılganlıklara nasıl dönüştüğünü anlatır.

Engin Geçtan – Psikanaliz ve Sonrası 
→ Psikanalitik kuramın narsisizm dahil birçok kavramı nasıl ele aldığını anlaşılır bir dille sunar.

Rollo May – Aşk ve İrade 
→ İlişkilerde sevgi, güç, bağımlılık ve özgürlük dinamiklerini işler; narsisistik ilişkileri anlamak için dolaylı bir kaynak niteliğindedir.

Byung-Chul Han – Şeffaflık Toplumu 
→ Modern toplumun görünürlük, performans ve onay kültürünü nasıl pekiştirdiğini ele alır. Sosyal medya ve kırılgan narsisizm ilişkisini anlamak için güncel bir çerçeve sunar.


Kaynakça

Cain, N. M., Pincus, A. L. & Ansell, E. B. (2008). Narcissism at the crossroads: Phenotypic description of pathological narcissism across clinical theory, social/personality psychology, and psychiatric diagnosis. Clinical Psychology Review, 28(4), 638–656. pubmed.ncbi.nlm.nih.gov

Pincus, A. L., et al. (2009). Initial construction and validation of the Pathological Narcissism Inventory. Psychological Assessment, 21(3), 365–379. 

İlişkiler Kırılgan Narsisizm Narsisit Online psikolog
Önceki
Sonraki

İlgili Makaleler

İlişkilerde Şiddet Türleri ve Gottman Çalışmaları
İlişkilerde Şiddet Türleri ve Gottman Çalışmaları
18 Kasım 2024

John Gottman’ın çift laboratuvarında şiddet içeren ilişkilerle yapılan...

Devamı
Mikro Aldatma ve İlişkiler
Mikro Aldatma ve İlişkiler
19 Ağustos 2025

Romantik ilişkiler, sevgi, bağlılık ve güven üzerine inşa edilen en önemli sosyal...

Devamı
Dopamin Nedir
Dopamin Nedir
18 Haziran 2024

Dopamin, beynimizdeki sinir hücreleri arasında sinyaller taşıyan önemli...

Devamı
Narsisizm: Kırılgan Narsisizm ve Büyüklenmeci Narsisizm
Narsisizm: Kırılgan Narsisizm ve Büyüklenmeci Narsisizm
28 Aralık 2023

Narsisizm Nedir Narsisizm, bireylerin aşırı benmerkezcilik, büyüklenme, dış...

Devamı

Instagram

Külkedisi Sendromu, kadınların bağımsızlığa karşı Külkedisi Sendromu, kadınların bağımsızlığa karşı geliştirdikleri bilinçdışı korkuyu ve bir başkası tarafından korunma, yönlendirilme ya da “kurtarılma” arzusunu anlatmak için kullanılan bir kavramdır. Bu nedenle, bir klinik tanıdan çok, belirli bir psikolojik ve toplumsal örüntüye işaret eder.

Bu örüntüde kişi, yaşamını dönüştürecek gücü kendi içinde değil, dışarıda aramaya başlayabilir. İlişkilerde partnerin idealize edilmesi, aşırı uyum sağlama, kendi benliğini geri plana itme ve güvende hissetmek için bir başkasının varlığına ihtiyaç duyma bu yapının sık görülen görünümlerindendir.

Kavramın dikkat çekici yanı, yalnızca bireysel psikolojiyle değil; masallar, kültürel anlatılar ve toplumsallaşma süreçleriyle de ilişkili olmasıdır. 

Külkedisi masalında olduğu gibi, kadın bekler, sabreder, uyum gösterir; değişim ise kendi eyleminden çok dışarıdan gelen bir figürle mümkün olur. Böylece bağımsızlık, özgürleştirici bir alan olmaktan çıkıp kaygı uyandıran bir alana dönüşebilir.

Psikodinamik açıdan bakıldığında ise bu örüntü, bağımsızlıkla ilgili çatışmalı duyguların bastırılması üzerinden de okunabilir.

🌷

#psikoloji
Beyaz Şövalye Sendromu, ilişkide sürekli kurtarıcı Beyaz Şövalye Sendromu, ilişkide sürekli kurtarıcı role geçmeyi anlatır. Kişi karşısındakini sevmekle yetinmez; onu toparlamaya, iyileştirmeye, taşımaya ve düzeltmeye de çalışır.

İlk bakışta bu, sevgi, fedakarlık ve bağlılık gibi görünebilir. Ama zamanla ilişki, iki kişinin birbirine eşlik ettiği bir alan olmaktan çıkıp birinin diğerini sürekli düzenlemeye çalıştığı bir yapıya dönüşebilir.

Bu dinamikte partnerin sorunları kişinin gündemine dönüşür, partnerin duyguları ise kendi sorumluluğu gibi hissedilir. Kimi zaman dışarıdan “çok ilgili” görünen tutumun altında, kaybetme korkusu ya da vazgeçilmez olma ihtiyacı da bulunabilir.

Oysa sağlıklı destek vermek ile kurtarıcı role geçmek aynı şey değildir. Destek vermek, karşı tarafın yerine yaşamak değil; yanında olurken yine de onun kendi ayakları üzerinde durmasına alan açmaktır.

Beyaz şövalye dinamiğinde ise bu denge bozulur. Bir süre sonra sevgi ile sorumluluk, şefkat ile yük taşıma birbirine karışır. Bu da ilişkide eşitliği zedeler; yorgunluk, kırgınlık ve bastırılmış öfke yaratabilir ❤️‍🩹

Çoğu zaman bu rol kötü niyetle değil, iyi niyetle başlar. Ama yine de şu fark önemlidir: Sevgi, birini taşımak değildir. Destek olmak, onun yerine yaşamak değildir. 

Yakınlık, birini kurtarma görevi değildir.

#psikoloji
“Bırak yapsınlar” yaklaşımı, umursamazlık ya da he “Bırak yapsınlar” yaklaşımı, umursamazlık ya da her şeyi akışına bırakmak değildir. Asıl mesele, kontrol edemediğiniz kişilerle, tepkilerle ve durumlarla sürekli zihinsel mücadele etmek yerine enerjinizi gerçekten etkileyebildiğiniz alana yöneltebilmektir 🌷

Yani odağı, başkalarının ne yaptığına değil; kendi tutumunuza, sınırlarınıza ve seçimlerinize çevirmektir.

Bu bakış açısı, dışarıyı kontrol etmeye çalışırken yaşadığınız yorgunluğu ve güçsüzlük hissini azaltmaya yardımcı olabilir. 

Başkalarının davranışlarını değiştirmeye çalışmak yerine, kendi tepkinizi düzenlemeniz, değerlerinize uygun hareket etmeniz ve gerçekliği olduğu gibi görebilmeniz daha işlevsel bir zemin sağlar. Böylece zihninizdeki gereksiz yük azalabilir, daha net düşünmek ve daha sağlıklı kararlar almak kolaylaşabilir.

Günlük yaşamda bu yaklaşım; mesajınıza dönmeyen bir arkadaş, eleştirel bir iş ortamı ya da hayal kırıklığı yaratan bir ilişki dinamiği karşısında hemen savunmaya geçmemenizi destekler. 

Bunun yerine durup olanı fark etmek, kısa bir içsel mesafe oluşturmak ve ardından “Ben şimdi ne yapacağım?” sorusuna dönmek mümkün hâle gelir. 

Ancak bunun, şiddet, tehdit ya da hak ihlali içeren durumlarda pasif kalmak anlamına gelmediğini unutmamak gerekir. Böyle durumlarda öncelik, kendinizi korumak ve destek almaktır.

Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar

Kaynak: Bırak Yapsınlar Teorisi - Mel Robbins 
Mutluluk Tuzağı - Russ Harris
Travma sadece “kötü bir anı” değildir. Sinir siste Travma sadece “kötü bir anı” değildir. Sinir sisteminde ve bedende iz bırakabilir. Çözülmemiş travmatik stres, bedenin alarm sistemini (HPA ekseni) uzun süre açık tutabilir. Bu da bizi fark etmeden “hayatta kalma” moduna sokar. Uyku bozulabilir. Enerji düşebilir. Ağrı ve gerginlik artabilir.

Zihin ve beden ayrı yapılar değildir. Duygusal stres; hormonlar, sinir sistemi ve bağışıklık sistemiyle sürekli etkileşim halindedir. Uzun süren stres kortizol dengesini etkileyebilir. Bu denge bozulduğunda vücudun enflamasyonu düzenlemesi zorlaşabilir. Bu durum bazı kişilerde bedensel kırılganlığı artırabilir. Burada amaç “duygular hastalık yapar” demek değildir. Daha doğru ifade şudur: Stres yükü arttıkça bazı sağlık sorunları için risk artabilir.

Gabor Maté’nin kuramsal çerçevesi, özellikle sınır koyamama ve öfkeyi bastırma gibi örüntülerin “gizli stres” yaratabileceğini söyler. Bu, kesin bir neden–sonuç iddiası değildir. Klinik gözlemlerle güçlenen bir yorumdur. ACE çalışmaları da çocuklukta olumsuz deneyimler arttıkça yetişkinlikte bazı sağlık risklerinin arttığını gösterir. Travma bir hastalığın tek nedeni değildir. Genetik ve çevresel etkenler de önemlidir. En kritik nokta suçlamak değil, tabloyu doğru okumaktır.

#psikoloji 

Okuma önerisi: Dr. Gabor Maté – Vücudunuz Hayır Diyorsa 

**Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır. Tanı koymaz ve tedavi önerisi yerine geçmez. Şikâyetleriniz için bir hekime ve/veya ruh sağlığı uzmanına başvurunuz.**
Tetris Oynamak Travmatik Anıların Etkisini Azaltır Tetris Oynamak Travmatik Anıların Etkisini Azaltır mı?
Klinik araştırmalar, travmatik bir olaydan sonra Tetris oynamanın, akla gelen rahatsız edici görüntülerin sıklığını azaltabileceğini göstermektedir. 

Bu yöntem, Tetris’in beynin sınırlı kapasiteye sahip “çalışma belleğini” meşgul ederek anının şiddetini zayıflatmasıyla çalışır. 

Ancak Tetris tek başına bir tedavi değil, profesyonel süreci destekleyen bir bilişsel araçtır.

Tetris Beyindeki Travmatik Görüntüleri Nasıl Zayıflatır?

Travmatik anılar zihnimizde genellikle canlı ve sarsıcı “fotoğraflar” olarak saklanır. Beynimizin aynı anda işleyebileceği bilgi miktarı ise sınırlıdır.

“Bilişsel rekabet” adı verilen sürece göre; bir kişi travmatik bir anıyı hatırlarken aynı anda Tetris gibi blokların döndürülmesini gerektiren bir oyun oynarsa, beyin her iki görsel işi aynı kalitede yapamaz. 

Tetris, beynin görsel kaynaklarını doldurarak travmatik görüntünün zihne daha sönük ve daha az rahatsız edici bir şekilde geri kaydedilmesini sağlar.

Beyin Esnekliği (Nöroplastisite) Bu Süreçte Nasıl Bir Rol Oynar?

Beynimiz deneyimlerle kendini yeniden şekillendirme (nöroplastisite) yeteneğine sahiptir. 

Travmatik anılar sabit kayıtlar değildir; her hatırlandıklarında değişime açık hale gelirler. 

Tetris oynamak, anının en canlı olduğu o kısa sürede araya girerek travma devrelerini “kesintiye uğratır”. Böylece anının duygusal yükü zamanla hafifleyebilir.

Tetris ve EMDR Terapisi Arasındaki Benzerlik Nedir?

Tetris, klinik psikolojide kullanılan EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma) yöntemiyle benzer bir mantığa sahiptir. EMDR’de terapist rehberliğinde gözler sağa sola hareket ettirilerek beyin meşgul edilir. 

Tetris de görsel-uzamsal dikkatimizi yoğun şekilde kullanarak beyni benzer bir “duyarsızlaşma” sürecine sokar.

Önemli olan oyunun kendisi değil, zihni görsel olarak meşgul etme biçimidir. Benzer bir destekleyici etki için şu aktiviteler de tercih edilebilir:

* Yapboz (Puzzle)
* Çizim ve Boyama
* El İşleri: Örgü örmek gibi
* Mekansal Planlama

**Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır. Eğer travma sonrası stres belirtileri yaşıyorsanız, mutlaka bir ruh sağlığı uzmanından destek almalısınız.**

#psikoloji
Her Şey Yolundayken Neden “Kötü Bir Şey Olacak” Gi Her Şey Yolundayken Neden “Kötü Bir Şey Olacak” Gibi Hissediyoruz?❤️‍🩹

Hayatınızda her şey yolunda giderken aniden bir huzursuzluk çöküyor mu? Sanki bu mutluluğun bir bedeli olacakmış gibi bir tetikte olma hali...
Aslında bu, sinir sisteminizin size bir oyunudur. Eğer kaotik bir ortamda büyüdüyseniz, sinir sisteminiz huzuru “tekinsiz bir boşluk” olarak kodlar. Çünkü sizin için tanıdık olan mutsuzluk, yabancı olan huzurdan daha “güvenli” hissettirir.

🌱Bu döngünün temelinde şunlar olabilir:

* Kaosun Konforu: Zihniniz, ne zaman ne olacağını bildiği o eski huzursuz günleri özler; çünkü krizin içinde nasıl hayatta kalacağınızı biliyorsunuzdur.

* Kontrol Çabası: Dışarıdan gelecek olası bir “darbeyi” bekleyip gerilmek yerine, kendi mutsuzluğunuzu yaratarak durumu kontrol altında tutmaya çalışırsınız.

* Ebeveyne Bilinçdışı Sadakat: Eğer mutsuz veya acı çeken ebeveynlerle büyüdüyseniz, onlardan daha mutlu olmayı onlara bir “ihanet” gibi hissedebilirsiniz. Onların yaşayamadığı o huzurlu hayatı yaşamak, bilinçdışında bir suçluluk duygusu yaratarak sizi yeniden tanıdık olan o mutsuz zemine çekebilir.

🌱Huzura tahammül etmek, sinir sistemine bu sessizliğin güvenli olduğunu ve mutlu olmanın bir suç olmadığını yeniden öğretmekle başlar.

Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek ve makalenin tamamını okumak için web sitemdeki yazıyı inceleyebilirsiniz: tugceturanlar.com 👩🏻‍💻

Not: Psikolojiye dair farkındalık notları, hazırladığım kendi kendine yardım araçları ve topluluğa özel içerikler için “Seans Odası Sakinleri” Telegram kanalına katılabilirsiniz. Terapi sürecini desteklemek ya da bireysel içsel yolculuğuna eşlik etmek isteyen herkes bu alana davetlidir. Katılım için gerekli bağlantıya profilimden ulaşılabilir.

#psikoloji #psikoterapi
Instagram'da takip et

Öne Çıkan Konular

  • İlişkisel Örüntüler
  • Bağlanma ve Yakınlık Sorunları
  • Travma ve Psikolojik İzler
  • Kişilik Yapıları
  • İçsel Çatışmalar ve Anlam Arayışı
  • Kaygı, Kontrol ve Aşırı Düşünme
  • Rüyalar ve Bilinçdışı Süreçler

Son Eklenenler

  • Tetris ve Travma: Kötü Anıları Durdurmak Mümkün mü?
  • Tekrarlayan Rüyalar Neden Görülür? Bilinçdışının Israrı
  • Tekrar Eden Yaşam Örüntüleri ve Bilinçdışı: Semboller Ne Anlatır?
  • Her Şey Yolundayken Mutsuz Hissetmek
  • Paranoid Kişilik Yapısı: Sürekli Tehdit Algısı ve Güven Sorunu
  • Sosyal Kaygı: Görülme Korkusuna Analitik Bir Bakış

Yasal Uyarı

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır. Yazılı izin alınmaksızın kaynak gösterilerek dahi kullanılamaz