Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Klinik Okumalar
    • İlişkisel Dinamikler
    • Bedensel Bellek
    • Jungiyen Okumalar
  • Podcast
  • İletişim

Tuğçe Turanlar

  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Klinik Okumalar
    • İlişkisel Dinamikler
    • Bedensel Bellek
    • Jungiyen Okumalar
  • Podcast
  • İletişim
  • Anasayfa
  • Hakkımda
  • Klinik Okumalar
    • İlişkisel Dinamikler
    • Bedensel Bellek
    • Jungiyen Okumalar
  • Podcast
  • İletişim
featured_image

ADHD – Yetişkin Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

18 Ağustos 2023 Yazar: Tuğçe Turanlar İlişkisel Dinamikler 0 Yorum

Yetişkin Bireylerde ADHD

Türkçe karşılığı, “DEHB, Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu” olarak da bilinen ADHD, hem çocukları hem de yetişkinleri etkileyen bir nörogelişimsel bozukluktur. ADHD; dikkati sürdürme zorluğu, dürtüleri kontrol etmedeki sorunu ve hiperaktiviteyi düzenlemedeki zorluklarla karakterize edilir. Yani; hiperaktivite, dikkat eksikliği ve dürtüsel davranış gibi süregelen problemlerin kombinasyonunu içeren işlevsel olmayan durumlar olarak anlatılır. Bireyin, iş ve sosyal hayatı dahil olmak üzere, çeşitli yaşam alanlarını da negatif ölçüde etkileyebilir.

  • ADHD’NİN NEDENLERİ, ÇOCUKLARDA VE YETİŞKİNLERDE ADHD
  • ADHD’NİN BELİRTİLERİ
  • TEDAVİ
  • ADHD’E SAHİP BİREYLER İÇİN ÖNERİLER

ADHD’nin Nedenleri, Çocuklarda ve Yetişkinlerde ADHD

Bilim insanları ADHD’ye tam olarak neyin sebep olduğundan emin değiller. Ancak; genlerin, çevrenin ve beyin yapısındaki bazı farklılıkların ADHD’yi tetiklediğini düşünüyorlar.

ADHD genellikle aileler arasında görülür ve çoğu durumda ebeveynlerden miras alınan genlerin, bu durumun oluşmasında önemli bir faktör olduğuna inanılır. Araştırmalar, ADHD olan bir kişinin ebeveynlerinin ve kardeşlerinin de, ADHD’ye daha yatkın olduklarını göstermektedir. Ancak, ADHD’nin gen aktarımına hangi ölçülerde dahil olduğu karmaşık durumdadır ve tek bir genetik bağ ile ilişkili olmadığı düşünülmektedir.

ADHD’si olan kişilerin, ortalama, 10’nundan 2 ilâ 3’ü konsantre olma ve odaklanma sorunları yaşarken, hiperaktivite veya dürtüsellikle ilgili sorun yaşamayabilirler. Ayrıca, kişiye çocukluk döneminde ADHD teşhisi konulduysa, muhtemelen bazı belirtileri yetişkinliğe taşımış olma ihtimali de bulunabilir. Çocukken teşhis konulmamış olsa bile, ADHD sizi yetişkin olduğunuzda da etkileyebilir.

Amerikan Psikiyatri Birliği’ne göre, ADHD, yaklaşık olarak çocukların %8.4’ünü ve yetişkinlerin %2.5’ini etkiler. Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü’ne göre, bu rakamların daha yüksek olabileceği tahmin edilmektedir.

Doğru tedavi alabilmek için, yetişkin ADHD’nin belirtilerini tanımak önemlidir.

ADHD’nin Belirtileri

Belirtiler erken çocukluk döneminde başlayabilir (6 yaşından önce fark edilebilir) ve yetişkinliğe kadar devam edebilir. Bazı durumlarda kişi yetişkin olana kadar bile anlaşılmayabilir. Yetişkin ADHD belirtileri, çocuklardaki belirtiler kadar net olmayabilir. Yetişkinlerde aşırı hareketlilik azalabilir, ancak dürtüsel davranışlarla, huzursuzluklarla ve dikkat vermede güçlüklerle sorun devam edebilir. Yetişkinlere ADHD teşhisi koymak, çocuklara göre biraz daha zordur. ADHD’ye sahip yetişkin biri, hayatı için dengeyi sağlama hususunda zorluklar yaşayabilir. Örneğin, hiperaktivite yetişkinlerde azalma eğilimindedir; ancak, yetişkin hayatının baskıları arttıkça, dikkat eksikliği de aynı doğrultuda artabilir.

Dikkatsizlik ve ilgisizlik semptomları

  • Odaklanamama veya öncelik belirleme yeteneğinin olmaması
  • Zayıf organizasyon eylemleri
  • Sessiz kalmada zorluk çekme
  • Stresle başa çıkma güçlüğü
  • Aşırı sabırsızlık
  • Aktivitelerde risk alma. Bu durum genellikle kişisel güvenlik veya başkalarının güvenliğini dikkate almama. Örneğin, tehlikeli şekilde araba kullanma.

Düzensizlik ve unutkanlık semptomları

ADHD tanısı alan bir yetişkinin, yaşamı genellikle karmaşık ve kontrolsüz gibi görülebilir. Aynı zamanda neyin görevle ilgili olduğunu sıralamak, yapılacaklar listesini önceliklendirmek; görevleri, sorumlulukları takip etmek ve zamanını yönetmek de zorlaşabilir. Düzensizlik ve unutkanlık semptomlarının yaygın olarak görülenleri aşağıdaki gibidir:

  • Projeleri başlatmakta ve bitirmekte zorluk çekmek
  • Eski görevleri bitirmeden yenilerine başlamak
  • Sürekli geç kalmak
  • Sık sık randevuları, taahhütleri, son tarihleri unutmak
  • Sürekli olarak şeyleri kaybetmek veya yanlış yerleştirmek (anahtarlar, cüzdan, telefon, belgeler, faturalar…)
  • Görevleri tamamlamak için gereken zamanı hafife almak
  • İşleri ertelemeye eğilim
  • Zayıf düzenleme becerileri (ofis, ev…)
  • Sürekli olarak bir şeyleri kaybetme veya yanlış yerleştirme

Dürtüsellik semptomları

Bu kategorideki semptomlar; bireye, davranışlarını, yorumlarını ve tepkilerini engelleme konusunda zorluklar yaşatabilir. Kişinin düşünmeden hareket etmesine neden olabilir ya da kişiye sonuçları düşünmeden tepki verdirebilir. Diğerlerini kesip söze giren kişi, yorumlarını bir anda söyleyebilir ve talimatları okumadan görevleri hızla tamamlayabilir. Bu gibi semptomlar genellikle şunları içerir:

  • Sürekli olarak diğerlerinin sözünü kesmek
  • Zayıf öz kontrol, bağımlılık eğilimleri
  • Düşünmeden kaba veya uygunsuz düşünceleri pat diye söyleme
  • Sonuçları düşünmeden düşüncesizce veya spontane davranma. Sosyal olarak uygun yollarla davranmada zorluk çekme (uzun bir toplantıda sessizce oturmak gibi)

Duygusal semptomlar

ADHD’li birçok yetişkin duygularını yönetmekte zorlanabilir. Özellikle öfke veya hayal kırıklığı gibi duygular söz konusu olduğunda bu durum daha da zorlaşabilir. Yetişkin ADHD’nin yaygın duygusal semptomları şunları içerir:

  • Kolay sinirlenme, huzursuzluk ve gerginlik
  • Kısa süren, sık patlayıcı öfkeler
  • Düşük öz saygı, güvensizlik veya yetersizlik duygusu
  • Motive kalmakta zorluk çekme
  • Eleştirilere karşı aşırı duyarlılık, tahammülsüzlük.

Tedavi

Yetişkin ADHD tedavisi, psikiyatrik eş tanılar ve yetişkin yaşamının karmaşık yapısı nedeniyle çocukların tedavisinden daha kapsamlı olarak planlanmaktadır. Yetişkinler, ADHD’nin meydana getirmiş olduğu ya da olabileceği herhangi bir sağlık durumu için tedavi görür. Yukarıdaki belirti ya da belirtilerden herhangi biri, kişiyi ve kişinin hayatını etkiliyorsa, bir ruh sağlığı uzmanından destek alınabilir. ADHD için teşhis koymayı ve tedavi sürecini sağlık profesyonelleri yapabilir. Tedavi süreci genellikle , bu konuda uzman psikiyatrist ve klinik psikolog tarafından planlanır.

ADHD’nin tedavisi, semptomları hafifletmeye ve günlük yaşamda karşılaşılan sorunu ya da sorunları daha az hale getirmeye yardımcı olabilir. Kişi, hayatını yönetme konusunda kendi çabalarına rağmen zorlanıyorsa, destek almanın zamanı gelmiş olabilir. ADHD, ilaç veya terapi kullanılarak tedavi edilebilir; ancak genellikle her ikisinin birleşiminin daha etkili olduğu düşünülmektedir.

Bu alanda çalışan sağlık uzmanı, kişinin semptomlarının (belirti) altında yatan diğer tıbbi sorunların olup olmadığını kontrol etmek için fiziksel muayene yapabilir; kan testi ve psikolojik test önerisinde bulunabilir, bireyin sağlık geçmişi hakkında sorular sorabilir. Davranış sorunları, odaklanmadaki zorluk veya motivasyon eksikliği gibi konular hakkında yorumlamalarda bulunabilir.

ilaçlar ADHD için kalıcı bir tedavi yöntemi değildir. Ancak ADHD’si olan bir kişinin daha iyi odaklanmasına, daha az dürtüsel davranmasına, daha sakin hissetmesine ve yeni beceriler öğrenip uygulamasına yardımcı olabilir. Tedavi araları, ilacın hala gerekip gerekmediğini değerlendirmek için zaman zaman doktorunuz tarafından önerilebilir.

ADHD Tanılı Bireyler İçin Öneriler

Yetişkin bir ADHD bireyi için faydalı olabilecek birkaç öneride bulunulabilir:

  • Ruh hali dalgalanmalarını dengelemek, fazla enerjiyi olumlu bir şekilde atmak, vücudu sakinleştirmek için sağlıklı yiyecekler tüketilebilir ve egzersiz yapılabilir.
  • Yorgunken; odaklanmak, stresi yönetmek, üretken olmak ve sorumlulukların üstesinden gelmek daha da zorlaşır. En azından yatmadan bir saat önce ekranları kapatmak ve 7-9 saat arasında uyumak faydalı olabilir.
  • Daha iyi zaman yönetimi uygulanabilir. Tüm planlamalar için alarm kurulabilir.
  • İlişkiler üzerinde çalışılabilir. Arkadaşlarla etkinlikler planlanıp bu planlara sadık kalınabilir.

ADHD’yi suçlamayın. Kendinizi suçlamayın. ADHD teşhisi konulan yetişkinler genellikle sorunlarını kendilerine yükler veya kendilerini olumsuz bir öz değerlendirmeyle görürler. Bu, öz saygı sorunlarına, anksiyeteye veya depresyona yol açabilir. Mevcut tedavi seçenekleri hakkında daha fazla bilgi edinmek ve ADHD sahibi biri için hangi tedavilerin iyi çalışabileceğini öğrenmek adına bir uzmandan yardım alınabilir. Zaman zaman zor olabilir; ancak önemli olan ADHD sahibi bir kişiye, davranışlarının kontrol edilebilir olduğunu öğretmektir.

Uygun tedavi sonrası, ADHD olan ve bu belirtilere sahip olan bireyler, yaşam aktivitelerini, yeteneklerini, iletişimlerini ve davranışlarını daha da etkili kullanabilecekler, kişiliklerinin olumlu taraflarını yaşamalarına tanık olma şansına sahip olacaklardır. ADHD’ye ne kadar erken müdahale edilirse, bireylerin yaşamları süresince karşılaştıkları belirtiler de bir o kadar az olacaktır.


Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar, psikodinamik yönelim ağırlıklı çalışmaktadır. Travmalarla çalışırken EMDR yöntemini, kişilik örüntüleriyle çalışırken Şema Terapiyi, ilişkilerde ise Gottman Çift Terapisi yaklaşımını kullanmaktadır. Özellikle narsisizm, bağlanma sorunları ve ilişkisel dinamikler üzerine yoğunlaşır. Yazılarında hem klinik deneyimlerinden hem de bilimsel araştırmalardan beslenerek psikolojik kavramları herkesin anlayabileceği bir dille aktarmayı amaçlar.

Kaynaklar

Attention deficit hyperactivity disorder

Adult attention-deficit/hyperactivity disorder

ADHD in Adults: Symptoms, Effects, and Self-Help

Adult ADHD: Symptoms, Causes, Treatments

ADHD Yetişkinlerde ADHD
Önceki
Sonraki

İlgili Makaleler

Tecavüz Algısında Kültürel Mitlerin Etkisi
Tecavüz Algısında Kültürel Mitlerin Etkisi
7 Eylül 2021

Tecavüz Algısında Kültürel Mitlerin Etkisi: İnsanlık var olduğundan beri devam...

Devamı
Yetişkinlerde Travma
Yetişkinlerde Travma
15 Ocak 2024

Yetişkinlerde travma, çocukluk çağında yaşanmış olaylardan, ani şiddet içeren...

Devamı
Yetişkinlerde DEHB: Gizli Belirtiler ve Başa Çıkma Stratejileri
Yetişkinlerde DEHB: Gizli Belirtiler ve Başa Çıkma Stratejileri
2 Kasım 2025

DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) dendiğinde, çoğu zaman akla...

Devamı
Gottman Çift Terapisi: İlişki Dinamikleri
Gottman Çift Terapisi: İlişki Dinamikleri
19 Aralık 2024

Gottman çift terapisi, çift ilişkilerinde iletişim örüntülerini, çatışma...

Devamı

Instagram

Külkedisi Sendromu, kadınların bağımsızlığa karşı Külkedisi Sendromu, kadınların bağımsızlığa karşı geliştirdikleri bilinçdışı korkuyu ve bir başkası tarafından korunma, yönlendirilme ya da “kurtarılma” arzusunu anlatmak için kullanılan bir kavramdır. Bu nedenle, bir klinik tanıdan çok, belirli bir psikolojik ve toplumsal örüntüye işaret eder.

Bu örüntüde kişi, yaşamını dönüştürecek gücü kendi içinde değil, dışarıda aramaya başlayabilir. İlişkilerde partnerin idealize edilmesi, aşırı uyum sağlama, kendi benliğini geri plana itme ve güvende hissetmek için bir başkasının varlığına ihtiyaç duyma bu yapının sık görülen görünümlerindendir.

Kavramın dikkat çekici yanı, yalnızca bireysel psikolojiyle değil; masallar, kültürel anlatılar ve toplumsallaşma süreçleriyle de ilişkili olmasıdır. 

Külkedisi masalında olduğu gibi, kadın bekler, sabreder, uyum gösterir; değişim ise kendi eyleminden çok dışarıdan gelen bir figürle mümkün olur. Böylece bağımsızlık, özgürleştirici bir alan olmaktan çıkıp kaygı uyandıran bir alana dönüşebilir.

Psikodinamik açıdan bakıldığında ise bu örüntü, bağımsızlıkla ilgili çatışmalı duyguların bastırılması üzerinden de okunabilir.

🌷

#psikoloji
Beyaz Şövalye Sendromu, ilişkide sürekli kurtarıcı Beyaz Şövalye Sendromu, ilişkide sürekli kurtarıcı role geçmeyi anlatır. Kişi karşısındakini sevmekle yetinmez; onu toparlamaya, iyileştirmeye, taşımaya ve düzeltmeye de çalışır.

İlk bakışta bu, sevgi, fedakarlık ve bağlılık gibi görünebilir. Ama zamanla ilişki, iki kişinin birbirine eşlik ettiği bir alan olmaktan çıkıp birinin diğerini sürekli düzenlemeye çalıştığı bir yapıya dönüşebilir.

Bu dinamikte partnerin sorunları kişinin gündemine dönüşür, partnerin duyguları ise kendi sorumluluğu gibi hissedilir. Kimi zaman dışarıdan “çok ilgili” görünen tutumun altında, kaybetme korkusu ya da vazgeçilmez olma ihtiyacı da bulunabilir.

Oysa sağlıklı destek vermek ile kurtarıcı role geçmek aynı şey değildir. Destek vermek, karşı tarafın yerine yaşamak değil; yanında olurken yine de onun kendi ayakları üzerinde durmasına alan açmaktır.

Beyaz şövalye dinamiğinde ise bu denge bozulur. Bir süre sonra sevgi ile sorumluluk, şefkat ile yük taşıma birbirine karışır. Bu da ilişkide eşitliği zedeler; yorgunluk, kırgınlık ve bastırılmış öfke yaratabilir ❤️‍🩹

Çoğu zaman bu rol kötü niyetle değil, iyi niyetle başlar. Ama yine de şu fark önemlidir: Sevgi, birini taşımak değildir. Destek olmak, onun yerine yaşamak değildir. 

Yakınlık, birini kurtarma görevi değildir.

#psikoloji
“Bırak yapsınlar” yaklaşımı, umursamazlık ya da he “Bırak yapsınlar” yaklaşımı, umursamazlık ya da her şeyi akışına bırakmak değildir. Asıl mesele, kontrol edemediğiniz kişilerle, tepkilerle ve durumlarla sürekli zihinsel mücadele etmek yerine enerjinizi gerçekten etkileyebildiğiniz alana yöneltebilmektir 🌷

Yani odağı, başkalarının ne yaptığına değil; kendi tutumunuza, sınırlarınıza ve seçimlerinize çevirmektir.

Bu bakış açısı, dışarıyı kontrol etmeye çalışırken yaşadığınız yorgunluğu ve güçsüzlük hissini azaltmaya yardımcı olabilir. 

Başkalarının davranışlarını değiştirmeye çalışmak yerine, kendi tepkinizi düzenlemeniz, değerlerinize uygun hareket etmeniz ve gerçekliği olduğu gibi görebilmeniz daha işlevsel bir zemin sağlar. Böylece zihninizdeki gereksiz yük azalabilir, daha net düşünmek ve daha sağlıklı kararlar almak kolaylaşabilir.

Günlük yaşamda bu yaklaşım; mesajınıza dönmeyen bir arkadaş, eleştirel bir iş ortamı ya da hayal kırıklığı yaratan bir ilişki dinamiği karşısında hemen savunmaya geçmemenizi destekler. 

Bunun yerine durup olanı fark etmek, kısa bir içsel mesafe oluşturmak ve ardından “Ben şimdi ne yapacağım?” sorusuna dönmek mümkün hâle gelir. 

Ancak bunun, şiddet, tehdit ya da hak ihlali içeren durumlarda pasif kalmak anlamına gelmediğini unutmamak gerekir. Böyle durumlarda öncelik, kendinizi korumak ve destek almaktır.

Klinik Psikolog Tuğçe Turanlar

Kaynak: Bırak Yapsınlar Teorisi - Mel Robbins 
Mutluluk Tuzağı - Russ Harris
Travma sadece “kötü bir anı” değildir. Sinir siste Travma sadece “kötü bir anı” değildir. Sinir sisteminde ve bedende iz bırakabilir. Çözülmemiş travmatik stres, bedenin alarm sistemini (HPA ekseni) uzun süre açık tutabilir. Bu da bizi fark etmeden “hayatta kalma” moduna sokar. Uyku bozulabilir. Enerji düşebilir. Ağrı ve gerginlik artabilir.

Zihin ve beden ayrı yapılar değildir. Duygusal stres; hormonlar, sinir sistemi ve bağışıklık sistemiyle sürekli etkileşim halindedir. Uzun süren stres kortizol dengesini etkileyebilir. Bu denge bozulduğunda vücudun enflamasyonu düzenlemesi zorlaşabilir. Bu durum bazı kişilerde bedensel kırılganlığı artırabilir. Burada amaç “duygular hastalık yapar” demek değildir. Daha doğru ifade şudur: Stres yükü arttıkça bazı sağlık sorunları için risk artabilir.

Gabor Maté’nin kuramsal çerçevesi, özellikle sınır koyamama ve öfkeyi bastırma gibi örüntülerin “gizli stres” yaratabileceğini söyler. Bu, kesin bir neden–sonuç iddiası değildir. Klinik gözlemlerle güçlenen bir yorumdur. ACE çalışmaları da çocuklukta olumsuz deneyimler arttıkça yetişkinlikte bazı sağlık risklerinin arttığını gösterir. Travma bir hastalığın tek nedeni değildir. Genetik ve çevresel etkenler de önemlidir. En kritik nokta suçlamak değil, tabloyu doğru okumaktır.

#psikoloji 

Okuma önerisi: Dr. Gabor Maté – Vücudunuz Hayır Diyorsa 

**Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır. Tanı koymaz ve tedavi önerisi yerine geçmez. Şikâyetleriniz için bir hekime ve/veya ruh sağlığı uzmanına başvurunuz.**
Tetris Oynamak Travmatik Anıların Etkisini Azaltır Tetris Oynamak Travmatik Anıların Etkisini Azaltır mı?
Klinik araştırmalar, travmatik bir olaydan sonra Tetris oynamanın, akla gelen rahatsız edici görüntülerin sıklığını azaltabileceğini göstermektedir. 

Bu yöntem, Tetris’in beynin sınırlı kapasiteye sahip “çalışma belleğini” meşgul ederek anının şiddetini zayıflatmasıyla çalışır. 

Ancak Tetris tek başına bir tedavi değil, profesyonel süreci destekleyen bir bilişsel araçtır.

Tetris Beyindeki Travmatik Görüntüleri Nasıl Zayıflatır?

Travmatik anılar zihnimizde genellikle canlı ve sarsıcı “fotoğraflar” olarak saklanır. Beynimizin aynı anda işleyebileceği bilgi miktarı ise sınırlıdır.

“Bilişsel rekabet” adı verilen sürece göre; bir kişi travmatik bir anıyı hatırlarken aynı anda Tetris gibi blokların döndürülmesini gerektiren bir oyun oynarsa, beyin her iki görsel işi aynı kalitede yapamaz. 

Tetris, beynin görsel kaynaklarını doldurarak travmatik görüntünün zihne daha sönük ve daha az rahatsız edici bir şekilde geri kaydedilmesini sağlar.

Beyin Esnekliği (Nöroplastisite) Bu Süreçte Nasıl Bir Rol Oynar?

Beynimiz deneyimlerle kendini yeniden şekillendirme (nöroplastisite) yeteneğine sahiptir. 

Travmatik anılar sabit kayıtlar değildir; her hatırlandıklarında değişime açık hale gelirler. 

Tetris oynamak, anının en canlı olduğu o kısa sürede araya girerek travma devrelerini “kesintiye uğratır”. Böylece anının duygusal yükü zamanla hafifleyebilir.

Tetris ve EMDR Terapisi Arasındaki Benzerlik Nedir?

Tetris, klinik psikolojide kullanılan EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma) yöntemiyle benzer bir mantığa sahiptir. EMDR’de terapist rehberliğinde gözler sağa sola hareket ettirilerek beyin meşgul edilir. 

Tetris de görsel-uzamsal dikkatimizi yoğun şekilde kullanarak beyni benzer bir “duyarsızlaşma” sürecine sokar.

Önemli olan oyunun kendisi değil, zihni görsel olarak meşgul etme biçimidir. Benzer bir destekleyici etki için şu aktiviteler de tercih edilebilir:

* Yapboz (Puzzle)
* Çizim ve Boyama
* El İşleri: Örgü örmek gibi
* Mekansal Planlama

**Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır. Eğer travma sonrası stres belirtileri yaşıyorsanız, mutlaka bir ruh sağlığı uzmanından destek almalısınız.**

#psikoloji
Her Şey Yolundayken Neden “Kötü Bir Şey Olacak” Gi Her Şey Yolundayken Neden “Kötü Bir Şey Olacak” Gibi Hissediyoruz?❤️‍🩹

Hayatınızda her şey yolunda giderken aniden bir huzursuzluk çöküyor mu? Sanki bu mutluluğun bir bedeli olacakmış gibi bir tetikte olma hali...
Aslında bu, sinir sisteminizin size bir oyunudur. Eğer kaotik bir ortamda büyüdüyseniz, sinir sisteminiz huzuru “tekinsiz bir boşluk” olarak kodlar. Çünkü sizin için tanıdık olan mutsuzluk, yabancı olan huzurdan daha “güvenli” hissettirir.

🌱Bu döngünün temelinde şunlar olabilir:

* Kaosun Konforu: Zihniniz, ne zaman ne olacağını bildiği o eski huzursuz günleri özler; çünkü krizin içinde nasıl hayatta kalacağınızı biliyorsunuzdur.

* Kontrol Çabası: Dışarıdan gelecek olası bir “darbeyi” bekleyip gerilmek yerine, kendi mutsuzluğunuzu yaratarak durumu kontrol altında tutmaya çalışırsınız.

* Ebeveyne Bilinçdışı Sadakat: Eğer mutsuz veya acı çeken ebeveynlerle büyüdüyseniz, onlardan daha mutlu olmayı onlara bir “ihanet” gibi hissedebilirsiniz. Onların yaşayamadığı o huzurlu hayatı yaşamak, bilinçdışında bir suçluluk duygusu yaratarak sizi yeniden tanıdık olan o mutsuz zemine çekebilir.

🌱Huzura tahammül etmek, sinir sistemine bu sessizliğin güvenli olduğunu ve mutlu olmanın bir suç olmadığını yeniden öğretmekle başlar.

Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek ve makalenin tamamını okumak için web sitemdeki yazıyı inceleyebilirsiniz: tugceturanlar.com 👩🏻‍💻

Not: Psikolojiye dair farkındalık notları, hazırladığım kendi kendine yardım araçları ve topluluğa özel içerikler için “Seans Odası Sakinleri” Telegram kanalına katılabilirsiniz. Terapi sürecini desteklemek ya da bireysel içsel yolculuğuna eşlik etmek isteyen herkes bu alana davetlidir. Katılım için gerekli bağlantıya profilimden ulaşılabilir.

#psikoloji #psikoterapi
Instagram'da takip et

Öne Çıkan Konular

  • İlişkisel Örüntüler
  • Bağlanma ve Yakınlık Sorunları
  • Travma ve Psikolojik İzler
  • Kişilik Yapıları
  • İçsel Çatışmalar ve Anlam Arayışı
  • Kaygı, Kontrol ve Aşırı Düşünme
  • Rüyalar ve Bilinçdışı Süreçler

Son Eklenenler

  • Tetris ve Travma: Kötü Anıları Durdurmak Mümkün mü?
  • Tekrarlayan Rüyalar Neden Görülür? Bilinçdışının Israrı
  • Tekrar Eden Yaşam Örüntüleri ve Bilinçdışı: Semboller Ne Anlatır?
  • Her Şey Yolundayken Mutsuz Hissetmek
  • Paranoid Kişilik Yapısı: Sürekli Tehdit Algısı ve Güven Sorunu
  • Sosyal Kaygı: Görülme Korkusuna Analitik Bir Bakış

Yasal Uyarı

Bu internet sitesinin içeriği ve uygulamaları, sadece bilgilendirme ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir şekilde tıbbi öneri verme veya herhangi bir danışan sağlama amacı ile oluşturulmamıştır. Sitemizde yer alan alıntı ve görüşler açıkça belirtilmediği takdirde resmi görüşlerini yansıtmamaktadır. Yazılı izin alınmaksızın kaynak gösterilerek dahi kullanılamaz